Selected

Original Text
Elmalili Hamdi Yazir

Available Translations

26 Ash-Shu`arā' ٱلشُّعَرَاء

< Previous   227 Āyah   The Poets      Next >  

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

26:1 طسٓمٓ
26:1 Tâ, Sîn, Mîm. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:2 تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُبِينِ
26:2 Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:3 لَعَلَّكَ بَـٰخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ
26:3 (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın! - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:4 إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَـٰقُهُمْ لَهَا خَـٰضِعِينَ
26:4 Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:5 وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ
26:5 Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:6 فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَـٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
26:6 Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:7 أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ
26:7 Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:8 إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:8 Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:9 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:9 Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:10 وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
26:10 Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:11 قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ
26:11 "Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:12 قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ
26:12 (Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:13 وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَـٰرُونَ
26:13 "Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:14 وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ
26:14 "Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:15 قَالَ كَلَّا ۖ فَٱذْهَبَا بِـَٔايَـٰتِنَآ ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ
26:15 (Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:16 فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:16 "Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:17 أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
26:17 İsrail oğullarını bizimle beraber gönder." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:18 قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ
26:18 "Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:19 وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَـٰفِرِينَ
26:19 "Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:20 قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ
26:20 Musa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:21 فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ
26:21 "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:22 وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
26:22 "O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. " - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:23 قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:23 Firavun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:24 قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
26:24 Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:25 قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ
26:25 (Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:26 قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
26:26 Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:27 قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ
26:27 (Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:28 قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ
26:28 Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:29 قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَـٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ
26:29 Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:30 قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍ مُّبِينٍ
26:30 Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:31 قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
26:31 Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:32 فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ
26:32 Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:33 وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّـٰظِرِينَ
26:33 Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:34 قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَـٰذَا لَسَـٰحِرٌ عَلِيمٌ
26:34 Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:35 يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ
26:35 "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:36 قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ
26:36 Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:37 يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍ
26:37 "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:38 فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ
26:38 Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:39 وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ
26:39 Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:40 لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ
26:40 "Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:41 فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَـٰلِبِينَ
26:41 Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:42 قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
26:42 Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:43 قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ
26:43 Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:44 فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَـٰلِبُونَ
26:44 Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:45 فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ
26:45 Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor! - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:46 فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَـٰجِدِينَ
26:46 Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:47 قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:47 "İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine " - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:48 رَبِّ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ
26:48 "Musa ve Harun'un Rabbine!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:49 قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَـٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ
26:49 Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:50 قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
26:50 "Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:51 إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَـٰيَـٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
26:51 "Herhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:52 ۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
26:52 Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:53 فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ
26:53 Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi: - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:54 إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ
26:54 "Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:55 وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَآئِظُونَ
26:55 "(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. " - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:56 وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَـٰذِرُونَ
26:56 "Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu.) - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:57 فَأَخْرَجْنَـٰهُم مِّن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ
26:57 Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan, - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:58 وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
26:58 Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:59 كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَـٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
26:59 Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:60 فَأَتْبَعُوهُم مُّشْرِقِينَ
26:60 Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:61 فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ
26:61 İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:62 قَالَ كَلَّآ ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ
26:62 Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:63 فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ
26:63 Bunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi, - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:64 وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ ٱلْـَٔاخَرِينَ
26:64 Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:65 وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
26:65 Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık, - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:66 ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
26:66 Sonra da ötekileri suda boğduk. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:67 إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:67 Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:68 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:68 Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:69 وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَٰهِيمَ
26:69 (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:70 إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ
26:70 Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:71 قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَـٰكِفِينَ
26:71 "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:72 قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ
26:72 İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:73 أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ
26:73 "Veya size fayda veya zararları olur mu?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:74 قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ
26:74 "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:75 قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ
26:75 İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:76 أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ
26:76 İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:77 فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:77 "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:78 ٱلَّذِى خَلَقَنِى فَهُوَ يَهْدِينِ
26:78 "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir," - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:79 وَٱلَّذِى هُوَ يُطْعِمُنِى وَيَسْقِينِ
26:79 "Beni yediren, içirendir," - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:80 وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
26:80 "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:81 وَٱلَّذِى يُمِيتُنِى ثُمَّ يُحْيِينِ
26:81 "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. " - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:82 وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ
26:82 "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:83 رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّـٰلِحِينَ
26:83 "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:84 وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ
26:84 "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:85 وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ
26:85 "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:86 وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ
26:86 "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. " - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:87 وَلَا تُخْزِنِى يَوْمَ يُبْعَثُونَ
26:87 "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:88 يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ
26:88 "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:89 إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
26:89 "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:90 وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ
26:90 (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:91 وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ
26:91 Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:92 وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ
26:92 Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:93 مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ
26:93 Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:94 فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ
26:94 Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:95 وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ
26:95 Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki: - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:96 قَالُوا۟ وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ
26:96 Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki: - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:97 تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ
26:97 "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:98 إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:98 "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:99 وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ
26:99 "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:100 فَمَا لَنَا مِن شَـٰفِعِينَ
26:100 "Bak bizim için ne şefaatçiler var," - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:101 وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ
26:101 "Ne de yakın bir dost." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:102 فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
26:102 "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:103 إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:103 Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:104 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:104 Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:105 كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ ٱلْمُرْسَلِينَ
26:105 Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:106 إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
26:106 Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:107 إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
26:107 "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:108 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:108 "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:109 وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:109 "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:110 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:110 "Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:111 ۞ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ
26:111 "Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:112 قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
26:112 Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:113 إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ
26:113 "Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:114 وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
26:114 "Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:115 إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ
26:115 "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:116 قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ
26:116 Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:117 قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِى كَذَّبُونِ
26:117 Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:118 فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
26:118 "Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:119 فَأَنجَيْنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ
26:119 Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:120 ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ ٱلْبَاقِينَ
26:120 Sonra da arkasında kalanları suda boğduk. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:121 إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:121 Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:122 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:122 Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:123 كَذَّبَتْ عَادٌ ٱلْمُرْسَلِينَ
26:123 Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:124 إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ
26:124 Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:125 إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
26:125 "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:126 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:126 "Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:127 وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:127 "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. " - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:128 أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةً تَعْبَثُونَ
26:128 "Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:129 وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ
26:129 "Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:130 وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ
26:130 "Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:131 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:131 "Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:132 وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ
26:132 "O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte," - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:133 أَمَدَّكُم بِأَنْعَـٰمٍ وَبَنِينَ
26:133 "Davarlar, oğullar," - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:134 وَجَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ
26:134 "Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:135 إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
26:135 "Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:136 قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ
26:136 "Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:137 إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ
26:137 "Bu sırf eskilerin âdetidir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:138 وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
26:138 "Biz azaba uğratılacak da değiliz." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:139 فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَـٰهُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:139 Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:140 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:140 Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:141 كَذَّبَتْ ثَمُودُ ٱلْمُرْسَلِينَ
26:141 Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:142 إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَـٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ
26:142 Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:143 إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
26:143 "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:144 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:144 "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:145 وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:145 "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:146 أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَـٰهُنَآ ءَامِنِينَ
26:146 "Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:147 فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ
26:147 "Bahçelerin, pınarların içinde," - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:148 وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ
26:148 "Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında," - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:149 وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَـٰرِهِينَ
26:149 Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:150 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:150 "Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:151 وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ
26:151 "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:152 ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
26:152 "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:153 قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ
26:153 "Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:154 مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
26:154 "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:155 قَالَ هَـٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ
26:155 Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:156 وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ
26:156 "Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:157 فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَـٰدِمِينَ
26:157 Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:158 فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:158 Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:159 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:159 Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:160 كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ
26:160 Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:161 إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
26:161 Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:162 إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
26:162 "Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:163 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:163 "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:164 وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:164 "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:165 أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:165 "İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:166 وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
26:166 "Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:167 قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ
26:167 Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:168 قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ
26:168 Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:169 رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ
26:169 "Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:170 فَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
26:170 Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık, - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:171 إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ
26:171 Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:172 ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
26:172 Sonra geridekilerin hepsini helak ettik. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:173 وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
26:173 Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu! - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:174 إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:174 Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:175 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:175 Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:176 كَذَّبَ أَصْحَـٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ
26:176 Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:177 إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ
26:177 Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?" - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:178 إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
26:178 "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:179 فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
26:179 "Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:180 وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:180 "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:181 ۞ أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ
26:181 "Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:182 وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ
26:182 "Ve doğru terazi ile tartın." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:183 وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
26:183 "Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:184 وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ
26:184 "O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:185 قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ
26:185 Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:186 وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَـٰذِبِينَ
26:186 "Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:187 فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ
26:187 "Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:188 قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ
26:188 Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:189 فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
26:189 Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi! - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:190 إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
26:190 Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:191 وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
26:191 Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:192 وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
26:192 Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:193 نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ
26:193 (Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi; - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:194 عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ
26:194 Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine; - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:195 بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّ مُّبِينٍ
26:195 Açık parlak bir Arapça lisan ile. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:196 وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ
26:196 O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:197 أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَـٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ
26:197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir? - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:198 وَلَوْ نَزَّلْنَـٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ
26:198 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:199 فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ
26:199 Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:200 كَذَٰلِكَ سَلَكْنَـٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ
26:200 Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:201 لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
26:201 Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:202 فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
26:202 İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:203 فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ
26:203 O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:204 أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
26:204 (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:205 أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَـٰهُمْ سِنِينَ
26:205 Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek, - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:206 ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
26:206 Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa, - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:207 مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ
26:207 O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:208 وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ
26:208 Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:209 ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ
26:209 (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:210 وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ ٱلشَّيَـٰطِينُ
26:210 Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:211 وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ
26:211 Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:212 إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ
26:212 Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:213 فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ
26:213 O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:214 وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ
26:214 (Önce) en yakın hısımlarını uyar. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:215 وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
26:215 Ve sana uyan müminlere kanadını indir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:216 فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ
26:216 Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım." - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:217 وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ
26:217 Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:218 ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ
26:218 O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:219 وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّـٰجِدِينَ
26:219 Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.) - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:220 إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
26:220 Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:221 هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَـٰطِينُ
26:221 Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:222 تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ
26:222 Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:223 يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَـٰذِبُونَ
26:223 Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:224 وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ
26:224 Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:225 أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ
26:225 Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi? - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:226 وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ
26:226 Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi? - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)

26:227 إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ
26:227 Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir. - Elmalili Hamdi Yazir (Turkish)