Selected

Original Text
Suleyman Ates

Available Translations

53 An-Najm ٱلنَّجْم

< Previous   62 Āyah   The Star      Next >  

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

53:1 وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ
53:1 Aşağı kayan yıldıza andolsun ki: - Suleyman Ates (Turkish)

53:2 مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ
53:2 Arkadaşınız sapmadı, azmadı. - Suleyman Ates (Turkish)

53:3 وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ
53:3 O heva'dan konuşmaz. - Suleyman Ates (Turkish)

53:4 إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ
53:4 O(nun okuduğu Kur'an) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:5 عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ
53:5 Onu, mühtiş kuvvetleri olan biri öğretti; - Suleyman Ates (Turkish)

53:6 ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ
53:6 Üstün akıl sahibi (melek). Doğruldu; - Suleyman Ates (Turkish)

53:7 وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ
53:7 Kendisi yüksek ufukta iken. - Suleyman Ates (Turkish)

53:8 ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
53:8 Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı. - Suleyman Ates (Turkish)

53:9 فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ
53:9 (Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı. - Suleyman Ates (Turkish)

53:10 فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ
53:10 Kuluna, vahyettiğini vahyetti. - Suleyman Ates (Turkish)

53:11 مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
53:11 Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü). - Suleyman Ates (Turkish)

53:12 أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
53:12 Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz? - Suleyman Ates (Turkish)

53:13 وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ
53:13 Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü; - Suleyman Ates (Turkish)

53:14 عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ
53:14 Sidretü'l-Münteha(uzak ağaç)ın yanında, - Suleyman Ates (Turkish)

53:15 عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ
53:15 Ki onun yanında oturulacak bahçe vardır. - Suleyman Ates (Turkish)

53:16 إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ
53:16 Sidre'yi kaplayan kaplıyordu. - Suleyman Ates (Turkish)

53:17 مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
53:17 (Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı. - Suleyman Ates (Turkish)

53:18 لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ
53:18 Andolsun, Rabbinin büyük ayetlerinden bazılarını gördü. - Suleyman Ates (Turkish)

53:19 أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ
53:19 Gördünüz mü o Lat ve 'Uzza'yı? - Suleyman Ates (Turkish)

53:20 وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ
53:20 Ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menat'ı? - Suleyman Ates (Turkish)

53:21 أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ
53:21 Demek erkek size, kadın Allah'a mı? - Suleyman Ates (Turkish)

53:22 تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ
53:22 O halde bu insafsızca bir taksim! - Suleyman Ates (Turkish)

53:23 إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَـٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ
53:23 Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:24 أَمْ لِلْإِنسَـٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
53:24 Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip mi olacaktır? - Suleyman Ates (Turkish)

53:25 فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ
53:25 Son da ilk de (ahiret de, dünya da) Allah'ındır. - Suleyman Ates (Turkish)

53:26 ۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ
53:26 Göklerde nice melek var ki onların şefa'ati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefa'atin faydası olur). - Suleyman Ates (Turkish)

53:27 إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ
53:27 Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar. - Suleyman Ates (Turkish)

53:28 وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا
53:28 Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.) - Suleyman Ates (Turkish)

53:29 فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
53:29 Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:30 ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ
53:30 İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:31 وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى
53:31 Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın. - Suleyman Ates (Turkish)

53:32 ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ
53:32 Onlar, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük hatalar işleyebilirler. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir (O kendisine yönelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan inşa ettiği, gerek annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman biçim verdiği sırada (sizin her halinizi bilmiştir), artık kendinizi övüp yüceltmeyin, çünkü O, korunanı daha iyi bilir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:33 أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ
53:33 Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü? - Suleyman Ates (Turkish)

53:34 وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ
53:34 Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu? - Suleyman Ates (Turkish)

53:35 أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
53:35 Gayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (alemin esrarını) görüyor? - Suleyman Ates (Turkish)

53:36 أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ
53:36 Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Musa'nın sahifelerinde bulunan, - Suleyman Ates (Turkish)

53:37 وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ
53:37 Ve çok vefalı İbrahim'in (sahifelerinde bulunan şu gerçekler): - Suleyman Ates (Turkish)

53:38 أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ
53:38 Ki hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez. - Suleyman Ates (Turkish)

53:39 وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَـٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
53:39 İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. - Suleyman Ates (Turkish)

53:40 وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ
53:40 Ve çalışması da yakında görülecektir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:41 ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ
53:41 Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:42 وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ
53:42 Ve sonunda senin Rabbine varılacaktır. - Suleyman Ates (Turkish)

53:43 وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ
53:43 Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur. - Suleyman Ates (Turkish)

53:44 وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا
53:44 Öldüren de O'dur, yaşatan da O'dur. - Suleyman Ates (Turkish)

53:45 وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ
53:45 O yarattı iki çifti: erkeği ve dişiyi, - Suleyman Ates (Turkish)

53:46 مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ
53:46 Atıldığı zaman nutfe(sperm)den. - Suleyman Ates (Turkish)

53:47 وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ
53:47 Şüphesiz tekrar yaratmak da O'nun işidir. - Suleyman Ates (Turkish)

53:48 وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ
53:48 Zengin eden O'dur, bol verip memnun eden O. - Suleyman Ates (Turkish)

53:49 وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ
53:49 (Taptıkları) Şi'ra(yıldızı)nın Rabbi O'dur. - Suleyman Ates (Turkish)

53:50 وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ
53:50 O helak etti, önce gelen 'Ad'ı, - Suleyman Ates (Turkish)

53:51 وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ
53:51 Semud'u, komadı (onları). - Suleyman Ates (Turkish)

53:52 وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ
53:52 Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti). Çünkü onlar daha zalim ve azgın idiler. - Suleyman Ates (Turkish)

53:53 وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ
53:53 Altı üstüne getirilen kentleri (Lut kavminin oturduğu bölgeleri) devirip yıktı. - Suleyman Ates (Turkish)

53:54 فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ
53:54 Onların üstüne neler çöktü, neler! - Suleyman Ates (Turkish)

53:55 فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
53:55 O halde Rabbinin hangi ni'metinden kuşku duyuyorsun? - Suleyman Ates (Turkish)

53:56 هَـٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ
53:56 Bu (Kur'an veya peygamber) de ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır. - Suleyman Ates (Turkish)

53:57 أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ
53:57 O yaklaşıcı, yaklaştı. - Suleyman Ates (Turkish)

53:58 لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ
53:58 Onu Allah'tan başka açacak (geldiği zaman kaldıracak, vaktini erteleyecek veya onun ne zaman geleceğini belirleyecek) kimse yoktur. - Suleyman Ates (Turkish)

53:59 أَفَمِنْ هَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ
53:59 Şimdi siz bu söze mi hayret ediyorsunuz? - Suleyman Ates (Turkish)

53:60 وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ
53:60 Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? - Suleyman Ates (Turkish)

53:61 وَأَنتُمْ سَـٰمِدُونَ
53:61 Ve siz baş kaldırıyorsunuz? - Suleyman Ates (Turkish)

53:62 فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩
53:62 Haydi Allah'a secde edin ve kulluk edin! - Suleyman Ates (Turkish)