Selected

Original Text
Suleyman Ates

Available Translations

70 Al-Ma`ārij ٱلْمَعَارِج

< Previous   44 Āyah   The Ascending Stairways      Next >  

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

70:1 سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
70:1
Suleyman Ates (Turkish) :
Bir soran, inecek azabı sordu:

70:2 لِّلْكَـٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ
70:2
Suleyman Ates (Turkish) :
Kafirler için, ki onu savacak yoktur,

70:3 مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
70:3
Suleyman Ates (Turkish) :
Yükselme derecelerinin sahibi Allah'tan.

70:4 تَعْرُجُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
70:4
Suleyman Ates (Turkish) :
Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar.

70:5 فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
70:5
Suleyman Ates (Turkish) :
Şimdi sen güzelce sabret.

70:6 إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا
70:6
Suleyman Ates (Turkish) :
Onlar onu uzak görüyor(lar).

70:7 وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا
70:7
Suleyman Ates (Turkish) :
Biz ise onu yakın görüyoruz.

70:8 يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
70:8
Suleyman Ates (Turkish) :
O gün gök, erimiş maden gibi olur.

70:9 وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
70:9
Suleyman Ates (Turkish) :
Dağlar, renkli yün gibi olur.

70:10 وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
70:10
Suleyman Ates (Turkish) :
Dost dostun halini sormaz.

70:11 يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
70:11
Suleyman Ates (Turkish) :
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,

70:12 وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
70:12
Suleyman Ates (Turkish) :
Eşini ve kardeşini,

70:13 وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
70:13
Suleyman Ates (Turkish) :
Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,

70:14 وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
70:14
Suleyman Ates (Turkish) :
Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın.

70:15 كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
70:15
Suleyman Ates (Turkish) :
Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir.

70:16 نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ
70:16
Suleyman Ates (Turkish) :
Derileri kavurur, soyar.

70:17 تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
70:17
Suleyman Ates (Turkish) :
(Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni,

70:18 وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
70:18
Suleyman Ates (Turkish) :
(Mal) Toplayıp kasada yığanı!

70:19 ۞ إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
70:19
Suleyman Ates (Turkish) :
Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır.

70:20 إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
70:20
Suleyman Ates (Turkish) :
Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır,

70:21 وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
70:21
Suleyman Ates (Turkish) :
Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar).

70:22 إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
70:22
Suleyman Ates (Turkish) :
Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.

70:23 ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
70:23
Suleyman Ates (Turkish) :
Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar).

70:24 وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
70:24
Suleyman Ates (Turkish) :
Onların mallarında belli bir hisse vardır:

70:25 لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
70:25
Suleyman Ates (Turkish) :
Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).

70:26 وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
70:26
Suleyman Ates (Turkish) :
Ceza gününü tasdik ederler,

70:27 وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
70:27
Suleyman Ates (Turkish) :
Rablerinin azabından korkarlar.

70:28 إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
70:28
Suleyman Ates (Turkish) :
Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz.

70:29 وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَـٰفِظُونَ
70:29
Suleyman Ates (Turkish) :
Irzlarını korurlar.

70:30 إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
70:30
Suleyman Ates (Turkish) :
Yalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar.

70:31 فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
70:31
Suleyman Ates (Turkish) :
Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır.

70:32 وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
70:32
Suleyman Ates (Turkish) :
Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.

70:33 وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
70:33
Suleyman Ates (Turkish) :
Şahidliklerini yaparlar.

70:34 وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
70:34
Suleyman Ates (Turkish) :
Namazlarını korurlar.

70:35 أُو۟لَـٰٓئِكَ فِى جَنَّـٰتٍ مُّكْرَمُونَ
70:35
Suleyman Ates (Turkish) :
İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar.

70:36 فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
70:36
Suleyman Ates (Turkish) :
Nankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar?

70:37 عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
70:37
Suleyman Ates (Turkish) :
Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)?

70:38 أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
70:38
Suleyman Ates (Turkish) :
Onlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor?

70:39 كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
70:39
Suleyman Ates (Turkish) :
Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

70:40 فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَـٰرِقِ وَٱلْمَغَـٰرِبِ إِنَّا لَقَـٰدِرُونَ
70:40
Suleyman Ates (Turkish) :
Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter:

70:41 عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
70:41
Suleyman Ates (Turkish) :
Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz).

70:42 فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
70:42
Suleyman Ates (Turkish) :
Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.

70:43 يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ
70:43
Suleyman Ates (Turkish) :
O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar).

70:44 خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
70:44
Suleyman Ates (Turkish) :
Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür.