Selected
Original Text
Suleyman Ates
Abdullah Yusuf Ali
Abdul Majid Daryabadi
Abul Ala Maududi
Ahmed Ali
Ahmed Raza Khan
A. J. Arberry
Ali Quli Qarai
Hasan al-Fatih Qaribullah and Ahmad Darwish
Mohammad Habib Shakir
Mohammed Marmaduke William Pickthall
Muhammad Sarwar
Muhammad Taqi-ud-Din al-Hilali and Muhammad Muhsin Khan
Safi-ur-Rahman al-Mubarakpuri
Saheeh International
Talal Itani
Transliteration
Wahiduddin Khan
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.
70:1
سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ
70:1
Bir soran, inecek azabı sordu: - Suleyman Ates (Turkish)
70:2
لِّلْكَـٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌ
70:2
Kafirler için, ki onu savacak yoktur, - Suleyman Ates (Turkish)
70:3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ
70:3
Yükselme derecelerinin sahibi Allah'tan. - Suleyman Ates (Turkish)
70:4
تَعْرُجُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ
70:4
Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:5
فَٱصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
70:5
Şimdi sen güzelce sabret. - Suleyman Ates (Turkish)
70:6
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًا
70:6
Onlar onu uzak görüyor(lar). - Suleyman Ates (Turkish)
70:7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا
70:7
Biz ise onu yakın görüyoruz. - Suleyman Ates (Turkish)
70:8
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ
70:8
O gün gök, erimiş maden gibi olur. - Suleyman Ates (Turkish)
70:9
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ
70:9
Dağlar, renkli yün gibi olur. - Suleyman Ates (Turkish)
70:10
وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا
70:10
Dost dostun halini sormaz. - Suleyman Ates (Turkish)
70:11
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ
70:11
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını, - Suleyman Ates (Turkish)
70:12
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
70:12
Eşini ve kardeşini, - Suleyman Ates (Turkish)
70:13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ
70:13
Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini, - Suleyman Ates (Turkish)
70:14
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنجِيهِ
70:14
Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın. - Suleyman Ates (Turkish)
70:15
كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
70:15
Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir. - Suleyman Ates (Turkish)
70:16
نَزَّاعَةً لِّلشَّوَىٰ
70:16
Derileri kavurur, soyar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:17
تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
70:17
(Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni, - Suleyman Ates (Turkish)
70:18
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ
70:18
(Mal) Toplayıp kasada yığanı! - Suleyman Ates (Turkish)
70:19
۞ إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
70:19
Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır. - Suleyman Ates (Turkish)
70:20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًا
70:20
Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır, - Suleyman Ates (Turkish)
70:21
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا
70:21
Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar). - Suleyman Ates (Turkish)
70:22
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ
70:22
Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır. - Suleyman Ates (Turkish)
70:23
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ
70:23
Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar). - Suleyman Ates (Turkish)
70:24
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ مَّعْلُومٌ
70:24
Onların mallarında belli bir hisse vardır: - Suleyman Ates (Turkish)
70:25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ
70:25
Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana). - Suleyman Ates (Turkish)
70:26
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
70:26
Ceza gününü tasdik ederler, - Suleyman Ates (Turkish)
70:27
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ
70:27
Rablerinin azabından korkarlar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:28
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ
70:28
Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz. - Suleyman Ates (Turkish)
70:29
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَـٰفِظُونَ
70:29
Irzlarını korurlar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:30
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ
70:30
Yalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:31
فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ
70:31
Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır. - Suleyman Ates (Turkish)
70:32
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ
70:32
Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler. - Suleyman Ates (Turkish)
70:33
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ
70:33
Şahidliklerini yaparlar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:34
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
70:34
Namazlarını korurlar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:35
أُو۟لَـٰٓئِكَ فِى جَنَّـٰتٍ مُّكْرَمُونَ
70:35
İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:36
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ
70:36
Nankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar? - Suleyman Ates (Turkish)
70:37
عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ
70:37
Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)? - Suleyman Ates (Turkish)
70:38
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ
70:38
Onlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor? - Suleyman Ates (Turkish)
70:39
كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
70:39
Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık. - Suleyman Ates (Turkish)
70:40
فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَـٰرِقِ وَٱلْمَغَـٰرِبِ إِنَّا لَقَـٰدِرُونَ
70:40
Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter: - Suleyman Ates (Turkish)
70:41
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
70:41
Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz). - Suleyman Ates (Turkish)
70:42
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ
70:42
Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar. - Suleyman Ates (Turkish)
70:43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ
70:43
O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar). - Suleyman Ates (Turkish)
70:44
خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ
70:44
Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür. - Suleyman Ates (Turkish)