Selected

Original Text
Suleyman Ates

Available Translations

56 Al-Wāqi`ah ٱلْوَاقِعَة

< Previous   96 Āyah   The Inevitable      Next >  

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
In the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful.

56:1 إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
56:1
Suleyman Ates (Turkish) :
Olacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman,

56:2 لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ
56:2
Suleyman Ates (Turkish) :
Onun oluşunu yalanlayacak yoktur.

56:3 خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ
56:3
Suleyman Ates (Turkish) :
O alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder),

56:4 إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا
56:4
Suleyman Ates (Turkish) :
Yer şiddetliesarsıldığı,

56:5 وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا
56:5
Suleyman Ates (Turkish) :
Dağlar serpildikçe serpildiği,

56:6 فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا
56:6
Suleyman Ates (Turkish) :
Dağılan toz duman haline geldiği

56:7 وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً
56:7
Suleyman Ates (Turkish) :
Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman;

56:8 فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
56:8
Suleyman Ates (Turkish) :
Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar!

56:9 وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
56:9
Suleyman Ates (Turkish) :
Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar!

56:10 وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ
56:10
Suleyman Ates (Turkish) :
Ve o sabıklar, sabıklar!

56:11 أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ
56:11
Suleyman Ates (Turkish) :
İşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar,

56:12 فِى جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ
56:12
Suleyman Ates (Turkish) :
Ni'met cennetlerinde.

56:13 ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
56:13
Suleyman Ates (Turkish) :
Çoğu öncekilerden,

56:14 وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ
56:14
Suleyman Ates (Turkish) :
Birazı da sonrakilerden (olan bu insanlar),

56:15 عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ
56:15
Suleyman Ates (Turkish) :
Altın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

56:16 مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ
56:16
Suleyman Ates (Turkish) :
Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.

56:17 يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ
56:17
Suleyman Ates (Turkish) :
Çevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır;

56:18 بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ
56:18
Suleyman Ates (Turkish) :
Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.

56:19 لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ
56:19
Suleyman Ates (Turkish) :
(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

56:20 وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
56:20
Suleyman Ates (Turkish) :
Beğendikleri meyva(lar),

56:21 وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
56:21
Suleyman Ates (Turkish) :
Canlarının çektiği kuş et(ler)i,

56:22 وَحُورٌ عِينٌ
56:22
Suleyman Ates (Turkish) :
İri gözlü huriler,

56:23 كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ
56:23
Suleyman Ates (Turkish) :
Saklı inciler gibi;

56:24 جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
56:24
Suleyman Ates (Turkish) :
Yaptıklarına karşılık olarak.

56:25 لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا
56:25
Suleyman Ates (Turkish) :
Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler.

56:26 إِلَّا قِيلًا سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا
56:26
Suleyman Ates (Turkish) :
Duydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır.

56:27 وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ
56:27
Suleyman Ates (Turkish) :
Sağın adamları, nedir o sağın adamları!

56:28 فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ
56:28
Suleyman Ates (Turkish) :
(Onlar) Dikensiz kirazlar,

56:29 وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ
56:29
Suleyman Ates (Turkish) :
(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar,

56:30 وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ
56:30
Suleyman Ates (Turkish) :
Uzamış gölge(ler),

56:31 وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ
56:31
Suleyman Ates (Turkish) :
Fışkıran sular,

56:32 وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ
56:32
Suleyman Ates (Turkish) :
Pek çok mevya arasında;

56:33 لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ
56:33
Suleyman Ates (Turkish) :
Tükenmeyen ve yasaklanmayan!

56:34 وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ
56:34
Suleyman Ates (Turkish) :
Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.

56:35 إِنَّآ أَنشَأْنَـٰهُنَّ إِنشَآءً
56:35
Suleyman Ates (Turkish) :
Biz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz,

56:36 فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا
56:36
Suleyman Ates (Turkish) :
Onları bakireler yapmışızdır.

56:37 عُرُبًا أَتْرَابًا
56:37
Suleyman Ates (Turkish) :
Hep yaşıt sevgililer;

56:38 لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
56:38
Suleyman Ates (Turkish) :
Sağın adamları için.

56:39 ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
56:39
Suleyman Ates (Turkish) :
(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir,

56:40 وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ
56:40
Suleyman Ates (Turkish) :
Bir bölümü de sonrakilerdendir.

56:41 وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ
56:41
Suleyman Ates (Turkish) :
Solun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular!

56:42 فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ
56:42
Suleyman Ates (Turkish) :
(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

56:43 وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ
56:43
Suleyman Ates (Turkish) :
Kara dumandan bir gölge altında,

56:44 لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ
56:44
Suleyman Ates (Turkish) :
Ki ne serindir, ne faydalı.

56:45 إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ
56:45
Suleyman Ates (Turkish) :
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı.

56:46 وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
56:46
Suleyman Ates (Turkish) :
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

56:47 وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
56:47
Suleyman Ates (Turkish) :
Ve diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"

56:48 أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ
56:48
Suleyman Ates (Turkish) :
Önceki atalarımız da mı?

56:49 قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ
56:49
Suleyman Ates (Turkish) :
De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

56:50 لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ
56:50
Suleyman Ates (Turkish) :
Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır.

56:51 ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ
56:51
Suleyman Ates (Turkish) :
Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız).

56:52 لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ
56:52
Suleyman Ates (Turkish) :
(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler,

56:53 فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
56:53
Suleyman Ates (Turkish) :
Onunla karınları(nı) dolduracaklar,

56:54 فَشَـٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ
56:54
Suleyman Ates (Turkish) :
Üzerine de kaynar su içeceklerdir.

56:55 فَشَـٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ
56:55
Suleyman Ates (Turkish) :
Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir!

56:56 هَـٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ
56:56
Suleyman Ates (Turkish) :
İşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir.

56:57 نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ
56:57
Suleyman Ates (Turkish) :
Biz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi?

56:58 أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ
56:58
Suleyman Ates (Turkish) :
Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

56:59 ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ
56:59
Suleyman Ates (Turkish) :
Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz?

56:60 نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
56:60
Suleyman Ates (Turkish) :
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz).

56:61 عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ
56:61
Suleyman Ates (Turkish) :
(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim.

56:62 وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
56:62
Suleyman Ates (Turkish) :
Andolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

56:63 أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ
56:63
Suleyman Ates (Turkish) :
Ektiğinizi gördünüz mü?

56:64 ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
56:64
Suleyman Ates (Turkish) :
Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?

56:65 لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
56:65
Suleyman Ates (Turkish) :
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz:

56:66 إِنَّا لَمُغْرَمُونَ
56:66
Suleyman Ates (Turkish) :
Biz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)!

56:67 بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
56:67
Suleyman Ates (Turkish) :
Doğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz).

56:68 أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ
56:68
Suleyman Ates (Turkish) :
İçtiğiniz suya baktınız mı?

56:69 ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ
56:69
Suleyman Ates (Turkish) :
Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz?

56:70 لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
56:70
Suleyman Ates (Turkish) :
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi?

56:71 أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ
56:71
Suleyman Ates (Turkish) :
(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü?

56:72 ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ
56:72
Suleyman Ates (Turkish) :
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz?

56:73 نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ
56:73
Suleyman Ates (Turkish) :
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.

56:74 فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
56:74
Suleyman Ates (Turkish) :
Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.

56:75 ۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
56:75
Suleyman Ates (Turkish) :
Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim,

56:76 وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
56:76
Suleyman Ates (Turkish) :
Bilirseniz, bu büyük bir yemindir.

56:77 إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ
56:77
Suleyman Ates (Turkish) :
O, elbette değerli bir Kur'an'dır,

56:78 فِى كِتَـٰبٍ مَّكْنُونٍ
56:78
Suleyman Ates (Turkish) :
Saklı bir Kitaptadır.

56:79 لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ
56:79
Suleyman Ates (Turkish) :
Ki ona temizlerden başkası dokunmaz.

56:80 تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
56:80
Suleyman Ates (Turkish) :
(O), Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

56:81 أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ
56:81
Suleyman Ates (Turkish) :
Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

56:82 وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
56:82
Suleyman Ates (Turkish) :
(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)?

56:83 فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ
56:83
Suleyman Ates (Turkish) :
Ya can boğaza dayandığı zaman?

56:84 وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ
56:84
Suleyman Ates (Turkish) :
Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.

56:85 وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ
56:85
Suleyman Ates (Turkish) :
Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

56:86 فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ
56:86
Suleyman Ates (Turkish) :
Eğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız

56:87 تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
56:87
Suleyman Ates (Turkish) :
(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize!

56:88 فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
56:88
Suleyman Ates (Turkish) :
(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise,

56:89 فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ
56:89
Suleyman Ates (Turkish) :
O'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var.

56:90 وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
56:90
Suleyman Ates (Turkish) :
Eğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise,

56:91 فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ
56:91
Suleyman Ates (Turkish) :
(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var!

56:92 وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
56:92
Suleyman Ates (Turkish) :
Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

56:93 فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
56:93
Suleyman Ates (Turkish) :
Kaynar sudan bir ziyafet,

56:94 وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
56:94
Suleyman Ates (Turkish) :
Ve cehenneme atılma var.

56:95 إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ
56:95
Suleyman Ates (Turkish) :
Kesin gerçek budur işte.

56:96 فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
56:96
Suleyman Ates (Turkish) :
Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle).